31 Temmuz 2017 Pazartesi

Datça ve 3B

Datça'nın 3B si meşhurmuş: Badem, Bal ve Bük.
Ne zamandır merak ettiğim Datça'ya gelmek bu zamana kısmetmiş. Datça'yı merak etmemde özellikle instagramda paylaşılan fotoğrafların da yeri var. 
Otel seçerken booking.com'un Türkiye otellerine uyguladığı yasaktan dolayı epey bir zorlandık. Şöyle küçük otelleri içeren güzel bir internet sayfamız maalesef yok. Hal böyle olunca eş-dost faktörü devreye girdi ve Berlin'de yaşayan ama Datça'yı çok seven bir abimiz sayesinde Elly's House isimli pansiyona rezervasyonumuzu yaptırdık. 
Diğer ismi Altun Pansiyon olan bu tesis Hayıt Bükü'nde bulunuyor. 
Küçük ahşap kulübeler şeklinde odalar asma katlı. 
Bugün sabah kahvaltısının ardından denize girdik. Yolda bulunan bu tabela sayesinde semtin isminin neredrn geldiğini öğrendik.

Bazı pansiyonların girişi böyle şirin.
Hayıtbükü denilen şirin koyun manzarası böyle. Sahilde pansiyonların şezlongları var. Ayrıca mini bir market, dondurmacı ce restorantlar bulunuyor.
Öğleden sonra ise Eski Datça'ya doğru 
Eski Datça, Datça'nın denize uzsk kısmında. Eski  evleri ve şirin dükkanları ile görülmeye değer.



Hava çok sıcak olduğundan fazla verimli gezemedik. Çocukların karnı da acıkınca Orhan'ın Yeri isimli çaybahçesinde gözleme yedik. 
Buradan ayrılınca Olive Farm isimli zeytinyağı firmasının satış mağazasına gittik. Daha önce Akbatı'da da bir mağazaları olduğundan konsept pek ilgimizi çekmedi. 
Datça'ya gelirken Kocamaar Çiftliği tabelası ilgimizi çekmişti, hadi onu da görelim dedik. Anayoldan ayrılarak toprak yola girdik, acaba doğru yolda mıyız derken karşımıza çıkıverdi Kocamaar.

Ben çiftlik ismi kullanılınca hep Almanya'daki çiftliklerin benzeri ile karşılaşacağımı umar, her seferinde de hayal kırıklığına uğrarım. Oradaki "çiftlikler" gerçekten çiftlik. Hayvancılık ve tarım kısımları olan bu tesislerde, yumurtanızı ellerinixle toplayabilir, çocuğunuza süt sağma deneyimi yaşatabilirsiniz. Ya da kendi meyvelerinizi ellerinizle toplayabilirsiniz. İşte bu çiftlikte sadece satış mağazasından olan bir yerdi.
 Datça'nın bademi ünlü. Bu mağazada ilgimizi en çok badem sütü ve badem kreması çekti. Badem kreması, bildiğimiz badem ezmesinin daha kremsi hali ve tatlandırıcı olarak hurma içeriyormuş. Çocuklar tadını çok beğendiler, aldık.
Zeytinyağları da çeşit çeşit idi, 0,2 asiditeden 1,4 asiditeye kadar yağ alabilirsiniz. Bizim kendi yağımız olduğundan o kısım ilgimizi çekmedi.
Bir de organik reçelleri vardı. Şekerle yapılan reçeller güneşte pişiriliyormuş. Bir de yine organik sma şeker yerine elma suyu ile pişirilen reçelleri vardı, onlardsn da aldık, bakalım tadı nasıl?


Gezelim görelim turumuzu yine yol üzerinde gördüğümüz tabela ile devam ettirdik. Hızırşah köyünden geçerken İpek Dokuma Atölyesi tabelası görmüştük, böylece köye giriverdik. 
Hızırşah Öz Emel İpek Dokuma Atölyesinin sahibi Özlem Görgülü güleryüzle karşıladı bizi. Çocuklarla beraber ipeğin hikayesini merakla dinledik.
İncecik bir ipek ipliği için 25-30 kozaya ihtiyaç olduğunu duyunca şok olduk.
Özlem hanım, kızına ve annesine de bu dokuma tezgahlarında ipek kumaş dokumayı öğretmiş. Dokuduğu kumaşları da doğal maddelerle renklendiriyormuş.Boş kozaları da takılar yaparak değerlendirmiş.

İpeğin macerasını da öğrendikten sonra bir Datça gününü arkamızda bıraktık.

29 Haziran 2017 Perşembe

“Çevreci Çocuklar” 8.Grup





Başakşehir Living Lab da gerçekleşen PAGÇEV eğitimi sonrası çocukların sosyal medya paylaşımları.

“Pak Çevre” 10.Grup

28 Mart 2017 Salı

Lego Friends Temalı Doğumgünü


Fotoğraflara bakarken 2 yıl önce Sena için yaptığımız Lego Friends temalı doğumgünü partisini bloğa eklemediğimi farkettim. Fikir olması açısından paylaşmak istedim. Yukarıdaki malzemeleri parti için çeşitli yerlerden aldım. Mesela plastik tabak-bardak, patlayan şeker, balon gibi malzemeler İstoç'tan, Lego parçaları Ebay'den, Lego şeklindeki kalemtraşlar bir kırtasiyeden alındı.
 Bizimkilerin olmazsa olmazı pinyata içine malzemeleri de İstoç'tan temin ettik.
 Lego Wear , Lego'nun giyim markası ama maalesef henüz bizde yok. O yüzden tişortu Almanya'dan temin etmiştik. Ama artık amazon.de Türkiye'ye gönderim yapıyor, ordan da sipariş edilebilir.
 Misafirlerimize vermek için Lego buz kalıplarını kullanarak bu renkli sabunlardan yaptık. Artık buz kalıpları da Legoland Discovery Centre'nin mağazasında satılıyor. Alacağınız baz sabunu eritip renk ve koku katarak istediğiniz tarzda sabun yapabilirsiniz.

Yine Lego Friends görselleri kullanılarak annelere de bu minik zeytinyağı şişelerinden hediye hazırladık. Yağımızın markası Revna Zeytinyağı.
 Mekan olarak Karafırın'ı seçtik. Sade bir pastayı Sena kendisi süslemek istedi ve pastamız böyle oldu.

Yine hazırladığım görselleri tabak, bardakların üzerine yapıştırarak parti temamızı vurguladım. Görselleri kendim hazırladım, Tekin Ozalit'de çıktı aldım.
Bir marketten aldığım seyahat boyu duş jellerinin de üzerine kişiselleritirilmiş çıkartmalarımızdan yapıştırdım, Sena'nın arkadaşları çok sevdiler.



Annelerin Masası







Çocuklara vereceğimiz hediyeleri ve pinyatadan kazandıklarını koymaları için kağıt poşetlere Lego Friends görselleri yapıştırdık. 
Tokamız bile Lego Friends'li idi, onu da Etsy'den aldım.


Renkleri Lego Friends'in renklerine uygun olarak pembe ve mor tonlarında seçtik.




 Cam kavanozları çıkartma ve kurdele ıle süsledik, içlerine marşmelov koyduk. 



Partideki oyunlarda Lego temalı idi. Bunlardan biri pipetle Lego taşlarını kaba doldurma oyunu idi, çocukların çok hoşuna gitti.




Lego taşlarından kendi bilekliklerini de tasarladılar. Taşları gramaj ile Legoland İstanbul'un mağazasından temin edebilirsiniz. 
Umarım Lego Friends temalı doğumgünü yapmayı düşünenlere fikir verebilmişimdir.

9 Şubat 2017 Perşembe

Berlin'i Gez Gez Bitmez























Berlin, gerçekten de gez gez bitiremiyeceğiniz bir şehir. İlk geldiğinizde mutlaka gezip görülecek klasik yerleri var, ben bu sefer o kısma değinmedim, eğer okumak isterseniz eski postlarıma göz atabilirsiniz. Ayrıca sürekli kendini yenileyen bir şehir, bir yıl kadar gitmeyin yine bir sürü gezecek yer bulursunuz.
Bizimkilerin hit mekanlarının başında çocuk parkları geliyor. Parklar bizde genelde olduğu gibi 3-5 yaş çocuklarına hitap etmiyor. 10-14 yaş gurubundaki çocuklara bile hitap eden park oyuncakları oluyor. Hava soğuk olduğundan Berlin halkı da parklara fazla rağbet etmemişti bu sefer.


Bugün planımda Berlin'in yakınında bir şehir olan Potsdam ziyareti var. Potsdam'da da gezip görülecek bir çok yer var. Ama biz nokta vuruşu yapacağız bu sefer. Meşhur şekerleme markası Katjes'in fabrikasını ziyaret edeceğiz. Katjes, ürettiği yumuşak şekerlerle ünlü ama bir farkı Haribo gibi hayvansal jöle kullanmıyor, 'veggie' isimli serisi bitkisel malzemelerle hazırlanıyor. 


Fabrikanın içini görebileceğimiz için çok meraklandık. 
Ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz bu fabrikada size ayrılan camekanlı kısımdan üretimi izleyebiliyorsunuz. Biz orada iken laktrizli şeker üretimine başlamışlardı.



Çocuklar çoğu aşamanın makinelerle yapıldığını ama insan faktörünün de ne kadar önemli olduğunu gördüler.

Aynı zamanda bir de fabrika satış mağazaları var burada. Bizimkiler cennete düştüklerini sandılar. Farklı şeker cinslerinden gramaj ile alabileceğıniz gibi ambalaj çeşitlerinden de alabilirsiniz. 


Bu marka da burada üretiliyor. Üzüm şekerinden üretilen bu şekerlerin çeşitli modelleri var. Bu kare modelini çok seviyorlar çocuklar.
Bugün aslında hedefde çocukları bir bilim müzesine götürmek vardı. Bize Potsdam'da bulunan Extavium Potsdam isimli müzeyi tavsiye etmişlerdi. Bulunduğu adrese gittik, nedense o an gözüme umduğum şeyleri bulamıyacakmışım gibi geldi ve buraya gitmekten vazgeçtik, Berlin'e döndük. 
Berlin'deki Science Center Spectrum isimli bilim müzesine girdik. Aile bileti 17 Euro, iki yetişkin ve 3 çocuğa kadar bu fiyat. Bu bileti alınca hemen yanındaki Deutsches Technik Museum'u da ziyaret edebiliyorsunuz ama aynı gün içinde.

Bilim müzesinde her katta farklı temalar işleniyor. Bir katta ışık ve görmek temaları vardı. Isı üzerine deneylerin olduğu bir kısım. Mekanik ve hareket üzerine başka bir kat ve en sonda da müzik ve duymak temaları...
































Ayrıca bir sergi vardı müzede.Netz yani 'Ağ' isimli bir sergi. Telefon ağı, internet ağı, mesaj ağı vs...



Email ağı üzerine yapılmış bir çalışmanın sonuçları anlatılıyordu. Yıllar önce tiyatroda izlediğim 6 Derece Uzak tiyatro oyunu aklıma geldi. Bu çalışmada, birbirini tanımayan farklı ülkelerdeki iki insanın birbirine mail gönderebilmeleri için kaç kişinin aracı olduğu araştırılmış. Kimisi hedefe 5 kişi ile kimisi 3 kişi ile ulaşmış. Aslında son yıllarda facebook da bu görevi yerine getiriyor, bizlere ortak arkadaş bularak. 




 Sergide çevirmeli telefonlar da vardı. Hepsinin ayrı telefon numaraları vardı, çevirip arama yapıyorsun ve telefon çalıyor. Çocuklar bu kısmı da çok sevdiler, hayatlarında sadece dokunmatik telefon gördükleri düşünülürse çevirmeli telefonlar ile birini aramanın ne kadar uzun sürdüğünü anlamış oldular.
Yaklaşık 3 saat sürdü müze ziyaretimiz, onlara kalsa Teknik Müzeyi de gezecektik ama kapanış saati yaklaşmıştı.
Eğer yolunuz Berlin'e düşerse çocukla hangi müzeyi gezebiliriz derseniz burasını tavsiye edebilirim. Ayrıca Naturkunde Museum da çocuklar için harika bir müze.