Balıkesir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Balıkesir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2010 Salı

Bir Kez Daha Gülsüm Ana'nın Yeri



Gülsüm Ana'nın çoban kavurmasının tadı damağımızda kalmıştı, bu sene de ziyaret ettik kendisini. Adres: Edremit'ten Yenice Yoluna girilir ve 6-7 km kadar gidilir. Gözleme ya da kavurma yenilerek dönülür...

22 Eylül 2009 Salı

Mıhlı Çayı/Atila`nın Evi

Bugün hava soguk ve deniz dalgali. Sözlesmiscesine arkadaslar da bayramda Altinoluk`talar. Ne yapalim diye düsünürken Kaz Daglarinda bulunan Mihli Cayina gitmeye karar verdik. Buralarda eskiden tesis yoktu, arabayla Mihli Cayina gelir, daglardaki zorlu parkurdan sonra selaleye inerdik... Artik selaleye ulasim cok kolay araba ile tesisin parkyerine ulasiyorsunuz ve park ücreti olan 5 TL`yi ödüyorsunuz. 
Böyle bir manzara karsiliyor sizi. Dogal yapiyi bozmadan insa edilen merdivenlerden inerek selaleye variyoruz.


Su bu noktada oldukca derin. Kayalarin üzerinden dogal bir kaydirak yaparaktan akiveriyor buz gibi su.

Bu tatli suya girebilmek de cesaret istiyor dogrusu, su gercektende buzzzzz gibi. Insanin nefesi kesiliyor girdiginde.


Atila`nin Evi`nde mangal kiralanabilecegi gibi orada sunulan lezzetlerden de tatmak memnun. Biz güvecte sucugu denedik ve cok begendik...

20 Eylül 2009 Pazar

Doyran Köyü ve Çamlıbel Köyü/Dilek Tepesi

Ramazan Bayramini Altinoluk`ta kutladik. Ögleden sonra hem biraz gezelim hem de birer gözleme yiyelim diye Altinoluk-Kücükkuyu istikametinde bulunan Doyran Köyüne gittik.
Edremit Körfezine ve Altinoluk`a söyle bir tepeden baktik gittigimiz caybahcesinden... Maalesef bayram olmasi sebebi ile gözleme yapacak kimse yoktu isletmede ve sadece birer cay ictik.
Zeytinler yakinda toplanirlar ...

Bu da Kaz Daglarinin manzarasi.
Gözleme yiyemeyince bu sefer rotayi Güre yönüne, Camlibel Köyüne cevirdik. Burada 2 sene önce buldugumuz güzel bir yer vardi, Dilek Tepesi.

Dilek Tepesinin de manzarasi oldukca güzel. Isletmenin sahibi "Kemanci Basimin Taci" isimli sarkinin söz yazari ünlü sanatci Mehmet Yüzüak. Müsterileriyle ilgili biri ve simdiye kadar sadece gözlemelerinden tattik ve büyük boy ev yapimi ayranlari ile oldukca iyi gidiyor...

5 Ağustos 2008 Salı

Edremit-Yenice Yolu

Babam 'Seni bugün yaylaya götüreceğim' dedi. Açıkçası Darıdere maceramızdan sonra yolun zorlu geçeceğini düşündüm. Edremit'ten sonra Yenice yoluna girdik, bir süre kadar zeytinlikler arasında geçen yolculuk birden kendini çamlara bıraktı. Ben Edremit Körfezinin yeşilliğinin hep zeytinlik yeşili olduğunu sanırdım. Her taraf alabildiğine ormanlık, sürekli uyarı tabelaları var, ormana girmenin yasak olduğuna, ateş yakmanın yasak olduğuna dair. Yaz aylarında artan orman yangınları zaten içimizi yakmış durumda, buralara birşey olmasın bari diye düşünüyorum. Hava bariz serinledi yukarılara çıktıkça.

Yol üzerinde tek tük yemek yenecek yerler var, biz gözümüze 'Gülsüm Ananın Yerini' kestirdik. Gözleme ve çoban kavurma yedik, yanında da ayran. Hepsi çok lezzetli idi, Gülsüm Ananın ellerine sağlık. Ailecek işletilen bir yer, ayrılırken Gülsüm Ana izlenimlerimiz için hatıra defterlerine yazmamızı rica etti, şöyle bir göz attım, epey bir geleni gideni varmış.Dila hemen kendine bir salıncak buldu.
Yolumuza biraz daha devam ettik, Kalkım Köyüne geldik, ne var ne yok diye biraz gezindik, seyyar kuyumcuyu çok ilginç bulduk...


1 Ağustos 2008 Cuma

Darıdere Gezisi

Sena artık epey bir konuşmaya başladı. Bebe, Diya, pis, pisi pisi, düstü, vey vey, del del, anni, dede, baba, abba daha aklıma gelmeyen birçok kelimeyi kullanabiliyor. Çok da güzel öpüyor ve sümkür denilince sümkürüyor. Galiba emeklemeyecek çünkü popo üstü ilerlemede artık çok profesyonel, istediği her yere gidebiliyor. Bakalım ne zaman yürüyecek?
Sabahtan yine bir deniz faslı yaptık.


Akşamüstüde Darıdere'ye doğru yola çıktık. Aldığımız bilgiye göre Narlı Köyünden sonra 14 km toprak bir yolda gidecekmişiz. Toprak yola vardık, manzara müthiş, her taraf çam ormanı.

Toprak yolda 14 km git git bitmiyor, acaba Darıdere Mesire Yerini geçtikte biz mi görmedik diye şüpheleniyoruz. İyiki de Sena ve annem gelmemişler diye düşünüyorum.

Ve nihayet Darıdere'deyiz, giriş ücreti olarak 6 YTL ödüyoruz. Burada piknik alanının yanı sıra kamp yapma alanı da mevcut. Doğrusu hava çok güzel, mis gibi çam kokuyor ve cep telefonları çekmiyor, ne güzel...


Tesisde oturup birer çay içiyoruz. Aslında dağlardan gelen suyun doldurduğu bir havuz da mevcut ama havuza giden yoldaki merdivenler Dila ile çıkılabilecek cinsten değil, oysaki Dila soğuk dağ suyuna girmeye pek bir hevesli idi.

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Edremit

Bugün Edremit'e gittik, çarşambaları da Edremit'in pazarı. Pazardan birkaç fotoğraf...
Canım Çanakkale domatesleri, Berlin'de bulmak imkansız, içimiz dışımız Hollanda domatesi oldu burda. Ne alaka Hollanda ve domates, onu da anlıyabilmiş değilim.

Köylü pazarı kısmı

Edremit İş Bankası Şubesi 1928'den beri hizmet veriyor, doğrusu kapısı çok hoş.

27 Temmuz 2008 Pazar

Artur/Karaağaç


Ruhi Amcamlar da Edremit Körfezindeler, Altınoluk'un hemen hemen karşısında kalıyor Artur. Amcamlar birkaç seneden beri Artur'da ev tutuyorlar yazları. Bugün biz de onları ziyarete gidiyoruz. Ben her zaman çok beğenmişimdir Artur'u, birkaç koydan oluşan eski ve kocaman bir site, denizi de buz gibidir. Evler doğayı bozmadan inşa edilmiş, göze batmayan bir ya da 2 katlı, birbirinin manzarasını da kesmiyorlar.

Akşam üstü denize girdik, sahil kum olduğundan Dila mutlu bir şekilde kumlarla oynadı. Akşam yemeğimizi birlikte yedik ve sonra siteninin içinde gezinen traktörle kısa bir gezinti yaptık.

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Altınoluk'un Pazarı

Cumartesi günleri Altınoluk'un pazarı var. Eskiden pazar babamların evinin birkaç sokak aşağısına kadar gelebiliyordu, bu sene ise evin önüne kadar geliyor pazar. Akşamdan arabaları evin önünden çekmek gerekiyor, sabah erkenden de kurulmaya başlıyor... Özellikle köylü pazarı olarak adlandırılan, köylü kadınların kendi ürünlerini getirdikleri kısmı çok güzel. Ben bu sefer bolca Kazdağlarından toplanmış kekik aldım.

Minik yeşil şeftaliler çok lezzetli.

Kazdağlarında yapılaşma her geçen sene daha da artıyor

24 Temmuz 2008 Perşembe

Tekrar Altınoluk Günleri

Sayılı günler çabuk geçti, Şanser 16 Temmuz'da Berlin'e döndü. Biz de birkaç gün sonra tekrar Altınoluk'a geldik. Çocuklar deniz ve güneşten bolca yararlansınlar istiyoruz.

Bugün Altınoluk mendirekte kurulan akvaryuma götürdük Dila'yı. Akyaryumda köpek balıkları, vatoslar, su kaplumbağası, ahtapot ve yine Altınoluk açıklarında yakalanan çeşitli balıklar var. Köpek balığını bu kadar yakından görmek çok hoş ama denizde bu kadar yakından görmek istemem doğrusu.
Altınoluk Mendireği
Dila mısır beklerken

4 Temmuz 2008 Cuma

Antandros

Antandros'taki kazı çalışmaları birkaç yıldan beri devam ediyor ama gezmek bu seneye kısmetmiş. Büyük bir hevesle yola çıkıyoruz, Edremit'ten Altınoluk'a doğru gelirken, Altınoluk girişinde hemen sağda kalıyor antik kent. Girişe geliyoruz ve kapı duvar, tel korkuluklarda gerekli hallerde aranması için bir cep telefonu numarası var. En azından ne zamanlarda gezebileceğimizi öğrenmek için numarayı arıyoruz, ilgili kişi orada bulunmaktaymış, hemen geliyor ve kapıyı açıyor. Arabayı parkedip yürümeye başlıyoruz ilk açığa çıkan villaya doğru...
Aslında buraları zeytinlik, antik kentte tesadüfen çiftçiler tarafından bulunuyor. Bizi gezdiren beyin söylediğine göre Antandros'ta yerleşimin İ.Ö. 8. yüzyılda başladığı tahmin ediliyormuş.
Kazı çalışmaları devam eden villaya varıyoruz, villa yamaçta teraslar üzerinde bulunuyor.Şehrin en zenginine ait olan villa salonunun zeminindeki mozaiklere bayıldım. Ayrıca duvarlarında yer yer alan fresklerin bazıları günümüze kadar korunagelmiş. Vaktinde güzel bir salonmuş. Villanın İ.S. 4. yüzyılda inşa edildiği tahmin ediliyor.


Burası da evin odalarına açılan balkonu imiş. Balkon deniz manzaralı...
Balkonun mozaiklerinde 'Anadolu Parsı' bulunuyor.


Mermer zeminli başka bir oda

Su boruları bile mevcut...
Acaba burada ne yazıyor?