Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Kadırga Koyu ve Behramkale

Akşamüstü çayımızı termosumuza koyup yola çıktık. Behramkale'ye doğru sakin bir koyda hem denize girelim hem de çayımızı içelim istiyoduk. Gide gide Kadırga Koyu'na kadar geldik.
Hem çayımızı içtik hem de denize girdik. Behramkale'de de güzel manzaralı bir çaybahçesi vardır meydanda, oturalım dedik ama bizimkilerin huysuzlukları bir tuttu ki, oturabilene aşkolsun. Apar topar arabaya döndük, sipariş ettiğimiz gözlemeleri ise arabada yemek zorunda kaldık, bir kez daha 'Arzu, gezmek neyine 2 çocukla, kır bacağına evinde otur.' dedim içimden ama...

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Çanakkale Şehitlik

Sabah İstanbul'a doğru yola çıktık, Silivri'ye gideceğimiz için Çanakkale yolunu tercih ettik. Şanser bu sefer Şehitlik'i ziyaret etmek istiyor. Feribotla Avrupa Kıtasına geçiyoruz. Feribotta bizim gibi Şehitlik'e giden jet pilotlarından oluşan kalabalık bir grup var. Bayan pilotun da Dila yaşlarında bir kızı varmış, gezi sebebi ile birkaç günden beri göremiyormuş, Dila'yı görünce kızını hatırladı ve duygulandı... Kabatepe Tanıtım Merkezine girdik önce, oradan Şehitlik'e nasıl gideceğimize dair bilgi aldık.
Yol çok güzel, ayçiçeği tarlaları sağlı sollu devam etmekte...
Feribottaki pilotlarmızla aynı anda Çanakkale Şehitler Abidesi'ne varıyoruz. Hava sıcak, çocuklarla gezmek zor ama herşeye rağmen görülmesi gereken bir yer, insan adeta o yıllara gidiyor, sanki şehitlerimiz bizi görüyor...


6 Temmuz 2008 Pazar

Assos




Çocukları annemlerle başbaşa bıraktık, biz de Şanser'le Assos antik limanda başbaşa bir akşam yemeği yedik...

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Adatepe Köyü ve Zeus Altarı






Adatepe Köyü, bence bölgede doğal yapısını koruyabilen nadir köylerden biri. Evler restore edilmiş, köy çok şirin görünüyor. Meydanında gözleme yemek ya da birşeyler içmek için birçok alternatif var. Biz 'Dut Dibi Kahvesi'nde gerçek limonata içtik, gerçek diyorum çünkü çoğu yerde konsantre tozlardan yapılmış limonata satılıyor.

Kısa bir molanın ardından Zeus Altarı'na doğru ilerliyoruz. Yıllar önce altarın epey yakınına kadar araba ile gidilebiliyordu ama artık tabana kuvvet, hafif bir yokuş çıkıyorsunuz. Hava da bir sıcak ki, hangi akla istinaden bu saatte buradayız?Ama altardan manzara o kadar güzel ki, insan kendisini uçakta gibi hissediyor.


Tur rehberimiz babam, bu sefer bizi 'Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ne götürüyor. Müze sahil tarafında(Küçükkuyu girişi) bulunuyor, giriş ücretsiz. Müzenin bir de satış mağazası var, zeytinyağından zeytincilikle ilgili kitaba, magnetodan kekikli zeytinyağı sabununa kadar her türlü ürün mevcut.