28 Mart 2017 Salı

Lego Friends Temalı Doğumgünü


Fotoğraflara bakarken 2 yıl önce Sena için yaptığımız Lego Friends temalı doğumgünü partisini bloğa eklemediğimi farkettim. Fikir olması açısından paylaşmak istedim. Yukarıdaki malzemeleri parti için çeşitli yerlerden aldım. Mesela plastik tabak-bardak, patlayan şeker, balon gibi malzemeler İstoç'tan, Lego parçaları Ebay'den, Lego şeklindeki kalemtraşlar bir kırtasiyeden alındı.
 Bizimkilerin olmazsa olmazı pinyata içine malzemeleri de İstoç'tan temin ettik.
 Lego Wear , Lego'nun giyim markası ama maalesef henüz bizde yok. O yüzden tişortu Almanya'dan temin etmiştik. Ama artık amazon.de Türkiye'ye gönderim yapıyor, ordan da sipariş edilebilir.
 Misafirlerimize vermek için Lego buz kalıplarını kullanarak bu renkli sabunlardan yaptık. Artık buz kalıpları da Legoland Discovery Centre'nin mağazasında satılıyor. Alacağınız baz sabunu eritip renk ve koku katarak istediğiniz tarzda sabun yapabilirsiniz.

Yine Lego Friends görselleri kullanılarak annelere de bu minik zeytinyağı şişelerinden hediye hazırladık. Yağımızın markası Revna Zeytinyağı.
 Mekan olarak Karafırın'ı seçtik. Sade bir pastayı Sena kendisi süslemek istedi ve pastamız böyle oldu.

Yine hazırladığım görselleri tabak, bardakların üzerine yapıştırarak parti temamızı vurguladım. Görselleri kendim hazırladım, Tekin Ozalit'de çıktı aldım.
Bir marketten aldığım seyahat boyu duş jellerinin de üzerine kişiselleritirilmiş çıkartmalarımızdan yapıştırdım, Sena'nın arkadaşları çok sevdiler.



Annelerin Masası







Çocuklara vereceğimiz hediyeleri ve pinyatadan kazandıklarını koymaları için kağıt poşetlere Lego Friends görselleri yapıştırdık. 
Tokamız bile Lego Friends'li idi, onu da Etsy'den aldım.


Renkleri Lego Friends'in renklerine uygun olarak pembe ve mor tonlarında seçtik.




 Cam kavanozları çıkartma ve kurdele ıle süsledik, içlerine marşmelov koyduk. 



Partideki oyunlarda Lego temalı idi. Bunlardan biri pipetle Lego taşlarını kaba doldurma oyunu idi, çocukların çok hoşuna gitti.




Lego taşlarından kendi bilekliklerini de tasarladılar. Taşları gramaj ile Legoland İstanbul'un mağazasından temin edebilirsiniz. 
Umarım Lego Friends temalı doğumgünü yapmayı düşünenlere fikir verebilmişimdir.

9 Şubat 2017 Perşembe

Berlin'i Gez Gez Bitmez























Berlin, gerçekten de gez gez bitiremiyeceğiniz bir şehir. İlk geldiğinizde mutlaka gezip görülecek klasik yerleri var, ben bu sefer o kısma değinmedim, eğer okumak isterseniz eski postlarıma göz atabilirsiniz. Ayrıca sürekli kendini yenileyen bir şehir, bir yıl kadar gitmeyin yine bir sürü gezecek yer bulursunuz.
Bizimkilerin hit mekanlarının başında çocuk parkları geliyor. Parklar bizde genelde olduğu gibi 3-5 yaş çocuklarına hitap etmiyor. 10-14 yaş gurubundaki çocuklara bile hitap eden park oyuncakları oluyor. Hava soğuk olduğundan Berlin halkı da parklara fazla rağbet etmemişti bu sefer.


Bugün planımda Berlin'in yakınında bir şehir olan Potsdam ziyareti var. Potsdam'da da gezip görülecek bir çok yer var. Ama biz nokta vuruşu yapacağız bu sefer. Meşhur şekerleme markası Katjes'in fabrikasını ziyaret edeceğiz. Katjes, ürettiği yumuşak şekerlerle ünlü ama bir farkı Haribo gibi hayvansal jöle kullanmıyor, 'veggie' isimli serisi bitkisel malzemelerle hazırlanıyor. 


Fabrikanın içini görebileceğimiz için çok meraklandık. 
Ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz bu fabrikada size ayrılan camekanlı kısımdan üretimi izleyebiliyorsunuz. Biz orada iken laktrizli şeker üretimine başlamışlardı.



Çocuklar çoğu aşamanın makinelerle yapıldığını ama insan faktörünün de ne kadar önemli olduğunu gördüler.

Aynı zamanda bir de fabrika satış mağazaları var burada. Bizimkiler cennete düştüklerini sandılar. Farklı şeker cinslerinden gramaj ile alabileceğıniz gibi ambalaj çeşitlerinden de alabilirsiniz. 


Bu marka da burada üretiliyor. Üzüm şekerinden üretilen bu şekerlerin çeşitli modelleri var. Bu kare modelini çok seviyorlar çocuklar.
Bugün aslında hedefde çocukları bir bilim müzesine götürmek vardı. Bize Potsdam'da bulunan Extavium Potsdam isimli müzeyi tavsiye etmişlerdi. Bulunduğu adrese gittik, nedense o an gözüme umduğum şeyleri bulamıyacakmışım gibi geldi ve buraya gitmekten vazgeçtik, Berlin'e döndük. 
Berlin'deki Science Center Spectrum isimli bilim müzesine girdik. Aile bileti 17 Euro, iki yetişkin ve 3 çocuğa kadar bu fiyat. Bu bileti alınca hemen yanındaki Deutsches Technik Museum'u da ziyaret edebiliyorsunuz ama aynı gün içinde.

Bilim müzesinde her katta farklı temalar işleniyor. Bir katta ışık ve görmek temaları vardı. Isı üzerine deneylerin olduğu bir kısım. Mekanik ve hareket üzerine başka bir kat ve en sonda da müzik ve duymak temaları...
































Ayrıca bir sergi vardı müzede.Netz yani 'Ağ' isimli bir sergi. Telefon ağı, internet ağı, mesaj ağı vs...



Email ağı üzerine yapılmış bir çalışmanın sonuçları anlatılıyordu. Yıllar önce tiyatroda izlediğim 6 Derece Uzak tiyatro oyunu aklıma geldi. Bu çalışmada, birbirini tanımayan farklı ülkelerdeki iki insanın birbirine mail gönderebilmeleri için kaç kişinin aracı olduğu araştırılmış. Kimisi hedefe 5 kişi ile kimisi 3 kişi ile ulaşmış. Aslında son yıllarda facebook da bu görevi yerine getiriyor, bizlere ortak arkadaş bularak. 




 Sergide çevirmeli telefonlar da vardı. Hepsinin ayrı telefon numaraları vardı, çevirip arama yapıyorsun ve telefon çalıyor. Çocuklar bu kısmı da çok sevdiler, hayatlarında sadece dokunmatik telefon gördükleri düşünülürse çevirmeli telefonlar ile birini aramanın ne kadar uzun sürdüğünü anlamış oldular.
Yaklaşık 3 saat sürdü müze ziyaretimiz, onlara kalsa Teknik Müzeyi de gezecektik ama kapanış saati yaklaşmıştı.
Eğer yolunuz Berlin'e düşerse çocukla hangi müzeyi gezebiliriz derseniz burasını tavsiye edebilirim. Ayrıca Naturkunde Museum da çocuklar için harika bir müze.







8 Şubat 2017 Çarşamba

Berlin ve Gezilecek Yerler


  Berlin, Spree ve Havel nehirlerinin arasında kalır aslında oldukça sulak yani su ile çevrili bir şehirdir. Göller, kanallar ve göletler şehrin cazibesini artttırmaktadır. 
   Çocuklar bugün en sevdikleri yerleren biri olan Ritter Sport un mağazasını, nam-ı diğer Renkli Çikolata Dünyası-Berlin'i gezmek istediler. Bu çikolata rengarenk ambalajları, kare formu ve sürekli değişen çeşitleri ile ünlü. 

Gerçekten de sevilmeyecek bir mekan değil burası, adı gibi rengarenk. Bu arada ilk kez bu kadar boş gördüm, normalde epey kalabalık olur. Mağazanın girişinde kendi çikolatanızı yaptırabileceğiniz bir kısım var. Çikolatanın nasıl olacağına karar veriyorsunuz önce. Sütlü, bitter ya da beyaz. Ardından istediğiniz malzemeyi ekletebiliyorsunuz, isteyen kırmızı biber isteyen haribo şeker ya da mısır gevreği gibi malzemeler var... Bu işlem 3.50 Euro. Normal Ritter Sport'lar ise 1,25 Euro.


Hangisini alacağınızı şaşırabilirsiniz.


İsterseniz önceden yapacağınız bir rezervasyon ile çocuğunuzun çikolata uzmanı olması için çikolata atölyesi ne katılımını sağlayabilirsiniz. 75 dakikalık bu etkinliğin ücreti 10 Euro.
Üst kata çıktığınızda mini bir müze var. Burada çikolatanın kakao ağacından başlayan serüveni ambalajlanma aşamasına kadar anlatılıyor. Mini sinema salonunda Ritter Sport hakkında tanıtıcı filmler gösteriliyor.

  Bizimkiler poz vermeden duramadılar.
  Bu katta ayrıca bir kafe bulunuyor. Biz bu sefer uğramadık ama pastaları ve fondüsü oldukça güzel. 
  Biz bu sefer kahvemizi Auszeit isimli mekanda içtik. Auszeit, Berlin'in hit semti Friedrichshain'da bulunuyor yani bizim eski mahallemizde. Eğer yolunuz düşerse taze hazırlanan yemeklerinden yemek ya da çeşitliliği bol olan şaraplarından tatmak için uğrayın derim.




23 Ocak 2017 Pazartesi

Berlin'i Gezelim

  Berlin, gri havasıyla karşıladı bizi bu sefer. Aslında en sevimsiz aydır Ocak, Berlin için. Kasım ve Aralık aylarında da hava kasvetlidir belki ama yılbaşı hazırlıkları, etrafın ışıltıları o kasveti hissettirmez size. Oysaki Ocak ayında, artık insanlar yeni umutlarla hazırlandıkları yeni yıla girmişlerdir, yılbaşı ağaçları sokaklara atılmıştır, yılbaşında atılan havai fişek vb. patlayıcı maddelerin tüm pislikleri sokaklarda kalmıştır ve insanlar tüm paralarını hediyelere harcadığından ticari hayat da durgundur.
  Berlin ve çevresinde birçok çilek çiftliği vardır bunlardan çoğu kış aylarında kapalı olur ama bazıları sadece çiftlik olmadığından kışın da açıktır. İşte  Karls Çiftliği'de bunlardan biri.








Çiftliğe girişte böyle kocaman bir taş bina karşılıyor sizi. İçeri girer girmez de mis gibi çilek kokusu. Şaşırmayın, bu koku pişen çilek reçelinin kokusu. Günün belli saatlerinde canlı olarak çilek reçelini nasıl pişirdiklerini görebilirsiniz. Yazın çiftlikten topladıkları harika çilekleri derin dondurucuya koyuyorlar ve kışın bunları çıkarıp reçel yapıyorlar.
  Bu koca binanın içinde restorant, kafe, çocuk oyun alanı, şeker atölyesi, reçel yapım alanı ve orada üretilen birçok ürünün satış standları da bulunuyor.









İçerde ana temanın çilek olmasına bizimkiler epey şaşırdılar. Bu oyun otomatlarındaki oyuncaklar bile çilekti.


Kapalı alandan çıkınca büyük bir bahçe karşılıyor sizi. Kuşkusuz buraların keyfine yazın doyum olmaz.  Bizimkiler buz pateni pistini görünce kaymak istediler. 2 Euro karşılığında kiraladığınız patenlerle tüm gün kayabiliyorsunuz.

Hemen karşısında da böyle bir köşe var, çocuğunuz orada buz pateni yaparken siz de bu yanan ateşte ısınabilir, fotoğrafta görünen şirin kamyondan sıcak şarap ya da kahvenizi alarak yudumlayabilirsiniz.

  Midilliye binmek Revna'nın uzunca bir süredir hayalini kurduğu birşeydi ve muradına erdi. Yanılmıyorsam 3 tur biniş 2 Euro idi. Yazın açık olan dev şişme zıplama yastıkları ve oyun parkları(ki çoğunda sulu oyunlar var) tabii ki ücretsiz.
  Bahçedeki kulubeciklerin birisi Arı Müzesi idi, burayı da ziyaret ettik. Arılar ve arıcılık üzerine çocukların anlayacağı dilde bir sürü bilgi vardı. Müzenin çıkışına da bir labirent kurmuşlardı. Labirentin içinde yolumuzu bulmaya çalışmak çok eğlenceli idi.




Meğer bu çiftlik, 2012 yılında  kahve-çay demliği dalında dünya rekoru sahibi imiş. O büyük taş binanın iç duvarlarının bu demliklerle kaplı olduğunun farkına çıkarken vardım. 


Harika çileklerini taze taze tüketemesek de dondurma formunda yedik... Buraya mutlaka yazın da gelmeliyiz diyerek ayrıldık.


Evet, eğer yolunuz buraya düşerse hemen az ilerideki Outlete de uğrayın derim. Berlin'deki bu outlet benim bildiğim tek outlet ve birçok dünya markasına ev sahipliği yapıyor.